Komplo Teorileri 
’Eleştiriyi asla yanıtlama, böyle yapmak senin davanı çürütür
~ ~ ~
1956 yılında onun ‘’çok satan’’ ilk kitabı ‘’Üçüncü Göz’’ yayınlandığından bu yana basitçe cehaletten, bağnazlıktan, kıskançlıktan ve daha sonra da çoğalacağı gibi komplo teorileri doğdu. Onun çalışmalarına son derece güveniyorum ama paranın iki yüzünü de görüp kendi fikrinizi oluşturabilmeniz için bu ‘’aptalca’’ teorilerden bazılarını göstermek zorundayız. Tartışma içindeki herhangi bir konu hakkında iki yönünü de kıyaslayıp anlamadan bir fikir edinemezsiniz!
Dikkat çekici olan şey onun yazdıklarını hiç kimse çürütememiştir. Lütfen bunu aklınızda tutun. Lobsang’ın yazdıklarının fazlası çeşitli akademik çevreler tarafından onaylanmıştır ayrıca ‘’diğer taraf’’ tan da hayatının bir başarı olduğuyla ilgili onayımız vardır. Bir gün Dr. Lobsang Rampa olağanüstü bir kişi olduğu ve insanoğlu üzerine olan yüce çabaları yüzünden kabul görecektir. Eğer bazılarının gerçeklere dayanmayarak söylediği gibi o sahte biri olsaydı kitapları çok sayıda dile çevrilmeyip dünya çapında satmayacak ve birçoğunun da olduğu gibi ‘’Dünya çapında satış rekorları’’ kırmayacaktı. Ayrıca o yine sahte biriyse neden insanlar çalışmalarını kopya ediyorlar?
Birçokları Lobsang’ın hiçbir zaman Tibet’li olmamış olduğunu söyleyip, bırakın Tibet’te tek başına yaşasın diyorlar. Tekrar olarak bu tamamen yanlıştır. Tuesday Lobsang Rampa bir Tibet’li olup, bir sürgün gibi dünya çapında serüvenler yaşamadan önce Tibet, Lhasa’da yaşamıştır. Ben, Dr. Rampa’nın bir Tibet’li olup Tibet’te yaşamış olduğunun gerçek kanıtını görüyorum. O, kim olduğunu söylediyse oydu. Tuesday Lobsang Rampa gerçek adı değildi çünkü o, diğer pek çokları için acı olacağından gizliliği sürdürmek zorundaydı. O, bu ölümlü yaşamdan gitmiş olmasına rağmen gerçek isminin hala gizliliğinin sürdürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla gerçek için Kuramlar’ i okuyun.
Ne yazık ki 14. Dalai Lama bile onu alenen yalanladı. Bu, Dr. Rampa’nın kim olduğunu bilmediğinden değil ki kesinlikle biliyordu ve bunu özel bir toplantıda ayrıca yazı ile itiraf etmişti. Alenen yalanladı çünkü o siyasi bir alanda oynuyordu ve dinini kötü yola sürükleyip onu desteklemeyen birçok insanı bastırmaya çalışıyordu. İnsanların politika adına yapacakları şeyler hayret vericidir. Gençler bunu kabul etmeyip ‘’Çocukça Çekişme’’ derler ama yetişkinlerde bunu kabul etmeyip ‘’Politika’’ derler.
Ayrıca ‘’Tibet’te 7 yıl’’ kitabının yazarı Avusturyalı dağcı ve araştırmacı Heinrich Harrer de basitçe cehaletten ve kıskançlıktan Lobsang’ı kötülemeye çalıştı ama başarısız oldu çünkü Heinrich her şey için ve Tibet’le ya da Tibetlilerle ilişkili her şey üzerine ayrıcalıklı hakları olduğunu düşünüyordu. O Lobsang’ın kim olduğunu araştırması için özel bir dedektif tuttu ve buna rağmen tuhaftır ki Lobsang ile asla direkt bir iletişime geçmedi. Bu büyük ihtimalle Lobsang’ın onun bir Alman Nazi Polis Örgütünün üyesi olduğunu bildiğinden ve bu onun tamamen saygınlığını azaltacağından dolayıydı ama Lobsang’ın uğraşacağı daha önemli konuları vardı.
Lobsang’ı küçük düşürmeye çalışmış çeşitli web siteleri vardır ama onları dikkatlice okursanız açıklamalarının temellerinin hiçbir gerçeğe dayanmadığını, yalnızca söylenti olduğunu görürsünüz. Bu saçmalıkların ana suçlusu ise yalnızca tek bir noktadan bakıldığında doğru olan Museum of Hoaxes dır. Bu site ‘’Cyril Henry Hoskins’’ in asla bir Tibetli olmadığını belirtiyor. Bu doğrudur çünkü Tibetli olan Lobsang dır. Eğer bu kafanızı karıştırıyorsa lütfen onun kitaplarını okuyun böylece her şey ortaya çıkacaktır. Özellikle üçüncü kitabı olan ‘’İkinci Beden’’ in içinde bunu onun kendi özel kelimeleriyle bulabilirsiniz.
The Museum of Hoaxes - berbat bir web sitesi çünkü hiç bir iftiralı davayı destekleyecek delilleri yok – Dr. Rampa’nın hiçbir gerçeğe dayanmadan bir tesisatçı olduğunu belirtiyor. Oysaki ‘’asıl’’ gerçek ‘’Cyril Henry Hoskins’’ in büyük babasının Plymoton su işlerinde şef olması, Cyril’in babasının da tesisat çıraklığı kursunu bitirmiş olmasıydı ve onlar ailenin tek tesisatla uğraşan üyeleriydi. Cyril asla bir tesisatçı olmadı ya da tesisatla ilgili bir şey ile uğraşmadı. Bütün hikakeyi direkt olarak Cyril den duymak için ‘’Olduğu Gibi’’ kitabının 8.bölümünün 134.sayfasını okuyun. Böylesi yazılar Cyril’i, onun bir tesisatçı olduğu ve hatta İsa’nın da bir marangozun ve ayrıca başka bir basit esnafın oğlu olduğu bahanesiyle reddediyorlar bu yüzden bu nasıl bir ayıptır?
Diğer iki site de Khandro ve Serendipity. Bu siteler de tekrar hiçbir gerçeğe dayanmadan Lobsang’ı kötülemeye çalışıyorlar. Eğer ‘’Lobsang Rampa’’ hakkında dünya çapında bir web araştırması yaparsanız ki ben bunu yaparak zaman harcamamanızı öneriyorum, ‘’Lobsang’ın bir hilekar’’ olduğunu püsküren ve bunu hiçbir gerçeğe dayanmayarak yapan sayısız site bulacaksınız. Wikipedia da tartışmanın her iki tarafını da öneren diğer bir web sitesi. Birçoğu bu saçmalığa sadece birisi bunu web de yayınladığı için inanıyor. İnsanların, bu ya bir web sitesinde yayınlanan ya da bir dergide basılan bir şey olsun hiçbir gerçeğe dayanmadan bir şeye sorgusuz inanmaları inanılmaz bir şey. Dr. Rampa’nın onu destekleyecek gerçeklerle dolu 19 kitabı vardır ve kendi seçiminizi yapmakta özgürsünüz.
Dr. Rampa’nın gerçekleri kitaplarında yayınlanmış ve diğer akademik çevrelerce de onaylanmıştır. Birçok web sitesi günümüzde basılı şeyleri çok seviyor ve çoğunluğu küçük dedikodularla gerçekleri süslemeden bir şey yayınlamıyorlar. Yorum katıyorlar çünkü ne pahasına olursa olsun yalnızca gazeteleri satmak istiyorlar. Ticaret onlar için gerçeklerden daha önemli. Ruh göçü oldukça gerçektir ve yüzyıllardır birçok Hint ve Doğu dininde belgelenmiştir. İsa ruh göçü sürecine el değmemiş bölgelere gittiğinde girmiştir. ‘’El değmemiş bölgeler’’ aslında Tibet’tir ve İncil’de kaydedilmiştir. Bazı ünlü kişilerin ruh göçünü ‘’Çeşitli Başlıklar’’ altında listeledim.
Bazıları yalnızca başka web sitelerini kopyalıyorlar çünkü o, o zaman için moda gözüküyor. Bazıları ise sadece eski zamanlarda yaptıkları gibi çoğunluk olan popüler gruba sıçrıyor. Bu çok önemli noktayı hatırlayın ki eğer biri bir şeye inanmak istemiyorsa ona ne kadar kanıt sunduğunuzun önemi yoktur o yüzden çabalayarak zaman harcamayın. Çok üzücüdür ki Batı bilimi ve bütün benzerleri neyi tuttuklarını ya da gördüklerini anlamasalar bile yalnızca elle tutabildikleri, inceleyebildikleri ve bir ganimet gibi sergileyebilecekleri şeyleri kabul edeceklerdir. Ruhsal ile ilgili olan hiçbir şey incelenemez, bırakın öyle dursun.
Batı bilimi yalnızca maddi kanıtları temel alır oysaki Doğu bilimi ruhsal, bundan dolayı ezoteriktir. Okült çalışmalara katılan insanlar, karanlık odaya girip tab edilmemiş filmin üzerinde herhangi bir resim var mı diye görmek için ışığı yakan insanlar gibi sadece maddi kanıt bulmaya çalışırlar. Onların bu salt hareketi kanıtın herhangi bir görünürlüğünü kesinlikle engeller. Kanıt sadece tembel bir zihin için bir yatıştırıcıdır ve kanıt arayan, nasıl güzelce kanıtlanmış olursa olsun kanıtın gerçekliliğini kabul edecek yeterlilikte değildir.
Dr. Rampa size, metafiziğe nasıl başlayacağınızı ve onun öğrettiği kişisel tecrübelerle ihtiyacınız olan bütün kanıta sahip olacağınızın ‘’kanıtını’’ sunuyor. Ayrıca hatırlamalısınız ki bu hayatta birçok metafiziksel yeteneği başaramayabilirsiniz. Bu bir kusur ‘’değildir’’. Basitçe bütün bunlarda ustalaşmak birçok hayat süresini kapsayabilir ve işe yalnızca kişisel gelişimin ruhsal yolu ile başlayabilirsiniz.
Hatırlayın: Öğretmen yalnızca öğrenci hazır olduğunda gelir, öğrenci hazır olduğunu düşündüğünde değil. Bir sonraki yaşama yanınızda sadece bu hayatta kazandığınız bilgiyi götürürsünüz bu yüzden altın kuralla yaşayın ve diğer tarafa yalnızca değerli bilgiyi götürün, kullanışsız karmaşık düşünceleri değil.
Uzak Doğu dilleri soyut kavramlar içermesine karşın Batı dilleri daha çok somut konuları içerir ve bu yüzdendir ki birçok şey bir lehçenin kusursuz kullanımına bağlıdır ve diğer dillerle bağdaşmaz. Bunlar çeviriyi yanlış yola sürükleyip çeviri sırasında ciddi yanlış anlaşılmalara yol açabilirler. Örnek olarak bu problem şu şekilde belirtilebilir; Hindistanlı insanları kendi dillerini konuşurken dinleyin. Söylenen birçok batılı kelime duyacaksınız çünkü gerçekte bir doğu tercümesi yoktur bu yüzden Batı kelimelerini kullanırlar.
Bilgisiz Batılılar sadece ‘’Pigeon English’’ diye adlandırılan dili kullandıklarını düşünürler ve şaşılacak derecede Batılı bazen bilmeden ‘’Bungalow’’ ve ‘’Dungaress’’ gibi Doğu kelimelerini kullanırlar ve ikisi de Batı çevirisi olmayan Doğu sözcükleridir. Her hangi bir şeyi anlamadığımızda ya da kişisel inançlarımızla çeliştiğinde gözden düşürmek çok kolaydır. Eğer tarihe bakarsanız geçmişte kadınların ve erkeklerin yorumları Napoleon’un kelimeleriyle sadece ‘’masal üzerinde bir antlaşma’’ şeklinde olmuştur. Oysa tarih birden fazla vesileyle hatalı ve yeniden yazılmıştır ve böyle de devam edecektir çünkü tarih, gerçek tarihsel doğrular yerine ya fethedenin bakış açısını ya da günün politik görüşünü temel alır.
Daha fazla anlamanıza yardım edecek basit bir örnek: Eğer birisi ‘’İsa’nın tekrar gelişi’’ olarak bu dünyaya gelse ve bunu kanıt olarak göstermek mümkün olabilse, bilim ve insan ırkının üyeleri ne söyleyeceklerdi? Bunu birkaç dakika düşünün! Cevabı o kadar kolay değil. Sadece bütün bilim adamları, dünya liderleri değil bütün Hristiyanlar yani düşüncesizce birçoğu zavallı kişiyi bezdirecek, dünyanın tüm problemlerini çözmedikçe ona inanmayacaklardır. Hükümet büyük olasılıkla zavallı kişinin uzakta bir akıl hastanesine kapatılmasını ve tuhaf testlere tabi tutulmasını talep edecek ve nihayetinde hiçbir şeyi kanıtlayamayacaktır.
O zaman insanlığın var olma amacı ne olurdu? Özelikle bir tanrı sadece çıka gelip her şeyi çözdüğünde bu ‘’insanlığa neden ihtiyaç var?’’ sorusunu doğururdu. Bundan dolayı bu tartışmasız basit gerçeğe dayanarak, hayatta öncelikle görünür olandan daha fazla şey vardır. Bir gün bütün gerçek ortaya çıkacak ve birçok insan şoka ve hayal kırıklığına uğrayacaklar. Daha fazlası için onun çok satan kitabı ‘’Hermit Dünyanın Evrensel Sahipleri’’ i okuyun.
Eğer gerçekten çok ama çok ilginç bir şey okumak isterseniz ‘’The Jesus Papers’’ üçlemesinin üçüncü kitabını okuyun. Özellikle 9 dan 13 e kadar olan bölümlerde İsa’nın bu dünyaya gelmesinden binlerce yıl ‘’Önce’’ bu web sitesinde de yer alan, onların her şeyi bildiklerini keşfedeceksiniz. Tek fark o zamanlar birçok ‘’güç kontrolü meraklısının’’ kilisenin de yapmış olduğu gibi kalabalıkları kontrol altında tutabilmek için bilgiyi gizli tutmaya çalışmış olduklarıdır. Oysa Dr. Rampa yapılması ve öyle olması gerektiği gibi onu ulaşılabilir kılmıştır. Bir gün kısıtlı zihinli kişiler, bencil ticaret ve maddi kişisel çıkarlar bir kenara itildiğinde ve insanlar var olan inançlarıyla ne kadar çelişirse çelişsin gerçeği kabul ettiğinde dünya daha güzel bir yer olacakdır.
İşte başka ilginç bir gerçek daha: Mısırlılar ‘’asla’’ büyük piramitleri inşa etmediler. Aslında birçok kişinin düşündüğü gibi yalnız Mısır’da değil bütün gezegenin üzerinde piramitler vardır. Onlar milyonlarca yıl önce Bahçıvanlar tarafından ve yer çekimini yok eden aygıtlarla yapılmışlardır. Bilim yalnızca onların mevcut anlayışlarına dayanan şeyleri kabul edecektir çünkü bazı insanlar onların her şeye gücü yeten varlıklar olduklarını düşünürler. Bu gezegen sürekli olarak gözlenip ziyaret ediliyor ve pek çok insan bunu görmüştür. Bugün onlara UFO diyoruz ve bilim henüz tek bir gerçeği onaylamıyor çünkü bu onların öğretileriyle ve dinsel inançlarıyla çelişiyor.

